Geçtiğimiz haftalarda Karasu Haber Gazetesinde yayınlanan bir reklam üç kurumu birbirine soktu. Karasu belediyesi Karasu Haber Gazetesine reklam topladığını iddia eden Sakarya Kuzey Gazetesi olayın peşini bırakmıyor.
Karasu Haber Gazetesi Sahibi Cihan Ersöz ve Kuzey Gazetesi Sahibi Münir ali Kara köşelerinden konuya ilişkin haber yazarken, Karasu Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Enver albayrak’ta yazılı bir açıklama yaptı.
Köşesine taşıdığı yazı ile tek tek tüm yazıları değerlendiren Sakarya Kuzey Gazatesi sahibi Münir Ali Kara’nın köşe yazısını Yayınlıyıyoruz.
Enver Albayrak bize mektup yollamış ve geçtiğimiz hafta kaleme aldığımız yazımıza düzeltme göndermiş. Cihan Hocam da gazetesindeki “Siyaset Kazanı” köşesinden bizi eleştiren bir yazı kaleme almış. İkisine de yer veriyoruz. Parantez içleri bizim yorumumuzdur. Böylece cümle cümle cevap verdiğimizi de cevap veremeyecek bir şeyimizin olmadığını da herkes görmüş olur.
Köşenizi üzülerek okudum (Ben de duyduklarıma çok sevinmedim). Dürüst ve adil olmadığınız, olayı tam olarak anlatamadığınızdan belli
(anlatamadığımdan ne demek. Madem dürüst olmadığımı söylemişsiniz bari anlatmadığından deseydiniz. Anlatamamak benim tarzım değil). Olay şu:
Belediye Akos Birinciliği Ödül Töreni için 19.12.2011 tarihinde ben, 2 belediye görevlisi, Karasu Haber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Cihan Ersöz ve Sakarya Kuzey Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni olarak da sizinle hep birlikte Ankara’ya gittik
(Yanlış. İki şeyi yanlış biliyorsunuz. Birincisi Akos birinciliği için değil ETR Ödül Töreni için gittik. İkincisi ve daha önemlisi ben Genel Yayın Yönetmeni değilim. Gazetede iki görevim var fakat ne yazık ki ikisi de genel yayın yönetmenliği değil. 6. sayfamızda künye mevcut bakın bakalım ne iş yapıyorum). Türkiye birinciliğini alarak aynı gün ilçemize döndük (Doğru bir cümle. Şaşırtıcı). Ertesi gün Karasu Haber Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Cihan Ersöz beni telefonla arayarak beni çağırdı. Cihan Bey bana bürosunda Ankara’da aldığınız Türkiye Birincilik Ödülünü hem Karasu halkı duysun hem de biz reklam alalım. Birkaç yakın dostunu arar mısın dedi. Ben de nazımın geçtiği birkaç kişiyi arayarak gazeteye kutlama ilanı vermelerini rica ettim
(Şimdi sorması ayıp değilse bu işi Karasu Haber Gazetesi Reklam Müdürü’nün yapması gerekmez mi? Siz Karasu Haber’in Reklam Müdürü müsünüz yoksa aslında başka bir sıfatınız da var mı?). Akabinde Cihan Bey’in yanında sizi, yani Sakarya Kuzey Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Münir Ali Kara’yı arayarak; Cihan Bey Türkiye Birinciliği için reklam alıyor, sen de birkaç kişiyi arayarak gazeteye kutlama ilanı al dedim
(Burada küçük bir yanlış daha mevcut ama kabaca buna yakın bir şey oldu. Burada dikkat çekici bir şey daha var, siz Cihan Bey adına birilerini aradığınızı söylüyorsunuz, bana da ne yapmam gerektiğini öğretiyorsunuz. Madem Cihan Bey için aradınız ve madem ben dürüst değilim de siz dürüstsünüz deseydiniz ya “iki gazeteye de alıyorum ilanınızı” hani ben sizin kadar dürüstlüğün ne olduğunu bilmem af edersiniz ama. Hani ben olsam en azından derdim ki Münir Ali Kara’ya, “Ben Cihan Bey adına arıyorum, senin adına da biri arasın). Siz de bana; BU İŞ BENİM İÇİN ETİK DEĞİL. BEN KİMSEYE BANA REKLAM VERİN DEMEM dediniz
(Bakın ben kendi gazetemde bile rol çatışmasına girmiyorum. Benim reklam müdürüm var, Belediye Basın ve Halkla İlişkiler Müdürüm yok). Yazınızda buna vurgu yapmadığınız sizin adil ve dürüst olmadığınızı gösterir
(Yazımda bu kısmın dürüst olmadığımı gösterdiğini sanmıyorum. Kasten yazmadığım kimliğinizin ortaya çıkmasını istemememdendir. Ama gönderdiğiniz yazıyı noktasına dokunmadan yayınladım. Siz de yayınlayacağımı adınız gibi biliyordunuz. Bu da ne kadar sizinle tartışsam da hakkınızı teslim edeceğim anlamına gelir. Dürüst olmadığımı söylerken bile mertliğime güveniyor olmanız da enteresan olmuş). Daha sonra ben hem sizin gazetenize ve hem de Cihan Ersöz’ün gazetesine tam sayfa ilan verdim
(Teşekkür ederim. Lutfettiniz. Karasu’da yayınlanan iki gazete arasında ne kadar adil olduğunuzu görüyorum böyle olduğunda. Ancak adalet anlayışınız Adapazarı’ndaki bilboardlara kadar gidince adaletinizden çekinmedik değil). Belediye’nin parkomat projesi reklamı da her iki gazetede devam etmektedir
(Onu da Murat Çelik verdi. Ama sizin Belediye’nin tamamını temsil ettiğinizi unutmamalıyız). Bu demek oluyor ki ben her iki gazeteye de eşit mesafedeyim(Bu durum acaba sizin mi yoksa belediyenin mi tarafsız olduğunuzu gösterir? Neyse yorum yok). Üstelik sizinle aynı fikir yapısına sahibiz
(Evet benimle aynı fikir yapısında olmanız bana gerektiğinde kurşun sıkma hakkını da size tanımalıdır. Ben o kısmı atlamışım sanırım). 29 mart 2009 Belediye seçimlerinde sizin çok büyük bir katkıda bulunduğunuz bir gerçektir
(Bunun tahsilatını yapacak değilim. Bunun için de kimseden ne bir teşekkür ne de başka bir beklentim olmamıştır ve olmayacaktır. Biz düşüncemizi her konumda ve koşulda açıkladık ve yarın da ne gerekirse onu açıklarız).
Bugün siz veya Cihan Bey aynı taleple bana gelseniz yine aynı şekilde yardımcı olurum
(Cihan Bey’in tavrı ve sizin tavrınız kendinizi bağlar. Kimse adına konuşmak bana yakışmaz. Ben kendi adıma böyle bir taleple kimseye gitmem. Siz de biraz da bunu bildiğinizden bu şekilde konuşuyorsunuz). Bu nedenle ne kimseden özür dileyecek ne de istifa edeceğim
(İstifa gerçekten de çok önemli bir olaydır. Herkesin hele sizin yapamayacağınızı biliyorum). Ancak ilgili makam istifamı istediğinde de masamı toplamam sadece 15 dakikamı alır
(Dedim ya irade meselesi. 15 dakikanızı bile kendiniz tespit etmiyorsunuz. İlgili makam görevden alırsa size söz veriyorum size haber bile yapmayacağım).
Gazeteciden dost olmaz sözünün bir kez daha gerçek olduğu ortaya çıkmıştır
(Aynı zamanda gazetecinin de dostu olmadığı ortaya çıkıyor. O sizin bakış açınız bu da benim bakış açım). İletişim konusuna gelince hiçbir sorun olmaz. Belediye ile ilgili tüm haberler ve iletiler doğru yer ve zamanda gerçekleştirilecektir
(Kendinizi gene Belediye’nin tamamı yerine koymuşsunuz. Sanırım anlaşamıyoruz).
Cevabımın köşenizde yer almasını rica eder işlerinizde başarılar dilerim
(Rica etmek demek amirin astına emir etmesi anlamına gelir ama dedim ya sizin rol çatışmanıza alışkınım ben. Onun için o kelimeyi görmeden köşemi size açtım. Emrinizi yerine getirdiğim için değil. O kısımdan haberiniz olsun. Yoksa siz benim amirim de memurum da değilsiniz).
Enver Albayrak’a not: Ben sizin adınızı açıklamadan kendinizi ifşa etmeniz gereksiz oldu. Yayınlanmamış yazıya açıklama göndermiş gibi oldunuz. Sorun değil. Ben istifa etmenizi talep ediyorum. Siz etmeyeceğinizi söylüyorsunuz. Ben size şunu söylüyorum Karasu’da iki basılı yayın var. Ben birinin İmtiyaz Sahibi olarak sizi tanımadığımı söylüyorum, siz de zaten diğerine reklam toplamışsınız. Ben diyorum ki gidin diğerine müdürlük yapın. İkimiz de yine eskisi gibi dost olalım. Ha diyeceksiniz ki neden bu kadar içerledin. Alt tarafı reklam topladım. Üç kuruş için bir balya yazı yazılır mı? Haklısın be abi. Ağaca sormuşlar “baltaya kızgın mısın” diye, “Nasıl kızayım ki” demiş, “Sapı benden yapılmış!” Sana kızmıyorum Enver Abi! İlgili Makam’ın da seni görevden almayacağını adım gibi biliyorum. Siz alışkınsınız “İlgili makam”lara bağlı kalmaya. Halkın karşısına çıkmaya da biz alışkınız. Bir gün İnşallah ikimiz de halkın karşısına çıkacağız. Nasılsa o zaman “İlgili tek makam” halk olacak. Masayı toplamak da 15 dakika almaz. Aklında olsun.
Cihan Hocam’ın yazısı
İlan hafiyeliği
Karasu’da iki tane haftalık gazete var (bunu sadece siz biliyorsunuz sanırım Hocam. Bir ara Enver Albayrak’a da hatırlatır mısınız rica etsem). Biri yaklaşık 10 yıllık (Karasu Haber) diğeri de iki yılını doldurmak üzere (Kuzey)
(Sakarya Kuzey ama olsun Hocam. En azından iki gazete olduğunu biliyorsunuz). İkisi arasında rekabetin olması hem kendileri hem de okur açısından yararlı (kesinlikle katılıyorum). Kısacası gazeteler haberler konusunda olduğu gibi ilan alma konusunda da yoğunlaşmak zorundadır
(kendileri yoğunlaşacak ama değil mi Hocam. Kendileri adına başkaları yoğunlaşsa uygun olmaz yani aslında. Mesela Belediye Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü sizin yoğunlaşamadığınız yere yoğunlaştığını söylüyor yukarıda. Ayıp olmamış mı sizce de). Kısacası bu alanda rekabet olacaktır
(Rekabetin olduğu yerde Enver Albayrak da olacak mıdır). Kuzey Gazetesi’nde geçen hafta bir yazı yayınlandı
(Adımı anmaktan imtina etmişsiniz. Üzdünüz beni. Neyse bilen biliyor nasılsa). Söz konusu yazıda Karasu Haber’de yer alan ilanların kendilerine neden verilmediği sorgulanmış
(İlanların değil Hocam. Belediye Meclis Üyeleri’nin ilanı sorgulanmış. İnanmazsanız bir daha okuyun). Yazıyı kaleme alan arkadaş, hafiyeliği derinleştirseydi, töhmet altında bıraktığı Meclis Üyeleri’nden o ilan karşılığında herhangi bir ücret talep edilmediğini de öğrenirdi
(Şimdi buraya dikkat. Bu Belediye Meclis Üyeleri’nden ilan parası alınması meselesi değil bu çok önemli. Zira ben sizin sandığınız gibi üç kuruş için değil dengelerin bozulduğunu ifade etmek için yazı yazdım bu birincisi. Hafiyelik ağır bir tabir, ben gazeteciyim, kimliğimde de bu şekilde yazıyor bu ikincisi. Üçüncüsü ve daha ağırı size yarın –faturalandırıp faturalandırmadığınızı bilmiyorum ama- ilana para ödeyen birini getirirsem çok utanırsınız. Çünkü en azından bir Belediye Meclis Üyesi’nden para istendiğini çok iyi biliyorum bu dört. Peki yukarıda “gazeteler haberler konusunda olduğu gibi ilan alma konusunda da yoğunlaşmak zorundadır” diyip neden para almadığınıza ilişkin de bir cevabınız vardır diye düşünüyorum). Bu bakımdan bir ofsayta düşme söz konusu
(Haklısınız Hocam. Bir ofsayt olmuş ama sanki son adam -yani siz- ofsaytı bozuyorsunuz). İki yıldır yayında olan Kuzey gazetesini ilana boğup da bizi 10 yıldır pas geçen onlarca dost var. Bu konuda bir sitem duyan var mı
(Siz bunu yazana kadar yoktu. Ama artık duymayan yok sanırım). Kişiler ve kurumlarla ilgili mücadelenizi sürdürün, ama Karasu Haber’i bu işe karıştırmayın
(Ben karıştırmadan siz müdahil olmuşsunuz Hocam. Ben yazımda imtina ettim, siz kendiniz yazmışsınız. Şöyle yapalım, isterseniz siz bundan sonrasına karışmayın). Gazetecinin köşe yazısı manşete çektiği haberle çelişkiye düşmemeli, böylesi durum büyük bir tutarsızlığın işaretidir
(Korkarım ki Cihan Hocam gene “Benim gazeteci olamayacağım” yönündeki görüşünde ısrarla sürdürüyor. Bunu bir sonraki cümleden anlayacağız). OSB’nin temel atma törenine Karasu Haber çağrılmadı (törene beş dakika kala dalga geçer gibi bir İl Genel Meclisi Üyesi’nin telefonunu saymıyorum)
(Ben saydım Hocam. Oraya gider gitmez de sizi sordum. Cihan Hocam neden gelmedi dedim. Onlar da haber verildiğini söylediler hem de beni aramadan bir dakika önce sizi aramışlar. Bilginiz olsun). Ama Kuzey tam kadro oradaydı
(Cihan Hocam’ın bu huyuna hayranım. Kendisi gitmediği halde nerde ne olduğunu biliyor. Geçen defa da Karasu Belediye Başkanı dışında kimsenin Maden Deresi’ne gelmediğin bilmişti. Bu iki oldu). Bir başka konu; bize ayrıcalık yapıldığını savunan arkadaş, görevli olduğu halde (Karasuspor’un Basın Sözcüsüdür) devre arasında yapılan üç hazırlık maçını gün ve yerini Karasu Haber’den özellikle gizledi
(Hazırlık maçlarını haber vermenin Basın Sözcüsü’nün görevi olduğunu biliyordunuz da bir önceki dönem neden Kuzey’e haber vermediniz dememi bekliyorsunuz. Ama değil Hocam. Sizden özellikle gizlediğimi iddia ettiğiniz maçlar sizin gazetenizde yayınlandı benimkinde yayınlanmadı. Demek ki sizden değil kendimden gizlemişim, turşusunu kuracaktım maçların. İsmail Hakkı’nın ani kararları ile alınmış ve oynanmış maçlardan bahsediyorsunuz. Lütfen ama Hocam yahu. Arada spor sayfamıza da göz atın). Kuzeyli genç arkadaş, ilan hafiyeliği yapacağına başkasına ait yazıları üç hafta üst üste kendi düşüncesiymiş gibi okura yutturmaya kalkan köşe yazarını takibe alsın
(Yazar yazısının sonunda savunmasını yapmıştır. Konu hakkında polemiğe girmek bana yakışmaz. Haşmenoğlu kendisini savunabilecek yetidedir. Açıklama hakkını ona bırakıyorum). Bu arkadaşa “Artık büyü” demiştik; nafile!
(Hocam dua edin büyümeyelim. Bu halimiz sizi yoruyor, büyümüş halimiz maazallah nefesinizi keser).
Cihan Hocam’a not: Sayın Hocam bir defa yaşananlar etik değil. Tek konudan girip içinizde kalan her şeyi dökmek de size yakışmıyor. Size soruyorum Belediye Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü’nün sizin gazeteniz adına bir yeri arayıp ilan istemesi sizin onurunuza dokunmuyor mu? Bu davranışı etik buluyor musunuz? Sadece buna cevap verin! Eğer etikse yani ahlaklı bir davranış ise ben de yapayım bunu! Ne de olsa Hocam’sınız. Ne derseniz bende önemi büyük. Saygılarımla!