Türk eğitim - Sen Karasu İlçe Başkanı Ömer ARIK, Referandum süreci için bir açıklama yaptı.
Arık açıklamasında ;
“12 Eylül 2010’da, Anayasa değişikliği için yapılacak olan referandumla ilgili, toplumumuzun diğer sivil toplum örgütlerinin görüşlerini açıkladıkları gibi, kamuda hizmet veren bir sivil toplum örgütü olarak Karasu TÜRK EĞİTİM SEN. İlçe temsilciliğinin istişare toplantısında alınan kararları siz değerli kamu çalışanları ve tüm kamuoyu ile paylaşmayı bir görev saymaktayız.
1-Ülkemizde, kamu görevlileri ekonomik, sosyal ve demokratik hakları konusunda yaşanan aksaklıklar nedeniyle zor şartlar altında hizmet üretmektedir. Kabul edilmelidir ki, hizmet alanların, aldığı hizmetten memnun kalabilmesi, hizmet verenlerin çalışma memnuniyetiyle doğrudan ilişkilidir. Kamu yönetiminde hizmetleri düzenlerken, bu hizmeti sunan kamu görevlilerinin sorunlarını görmezden gelmek akılcı bir yaklaşım değildir.
Ülkemizde kamu hizmetinin yetersiz olması ve toplumun ihtiyaçlarını karşılayamamasının bir nedeni de kamu çalışanlarının sorunlarının gerçek anlamda çözülememiş olmasıdır. Yeni Anayasa taslağı da, maalesef çözüm değil, karışıklık öngörmektedir.
2- Anayasa metinlerinin hazırlanışında, MİLLİ AND veya TOPLUMSAL MUTABAKAT aranır. Toplumun her katmanının bir araya gelip, görüş birliği yani konsensüs oluşması sağlanır. Hazırlandığı ülkenin toplumsal ve siyasi gereksinimleri ile bütünleşmesi, norm ve ilkelerin demokratik bir süreçle oluşturulması beklenir.
Hâlbuki 12 Eylül 2010 tarihli, referanduma sunulan Anayasa metninin, tek taraflı hazırlanmasından, sosyal diyalog mekanizmasının devre dışı bırakılmasından dolayı, eksiklikler, yanlışlıklar, çelişkiler yumağı görüntüsü çizmektedir.
3-Anayasa değişiklik paketinin; İktidar tarafından “kaldırılması gerektiği” yolunda açıklamalar yapılan;
12 Eylül’ün eseri, “YÖK’ ün kaldırılması hakkında, En temel insani haklardan olan eğitimde fırsat eşitliğinin ve eğitim özgürlüğünün önünde engel olarak görülen, “TÜRBAN” hakkında, Yolsuzluk ve çürümüşlüğün kaynağı kabul edilen,“ MİLLETVEKİLİ DOKUNULMAZLIKLARI” konularına çözüm getirmemesi büyük eksiklik olarak görülmektedir.
4- Bağımsız yargı demokrasinin gereği, adalete ve devlete güvenin yegâne aracı, temel hak ve özgürlüklerin garantisidir. Hâlbuki hazırlanan ve referanduma sunulan Anayasa paketinde,( yandaş medya, yandaş sendika oluşturulduğu gibi) YANDAŞ YARGI OLUŞTURMA ÇABALARI görülmektedir.
5- İLO’ ya göre toplu sözleşme ve grev, birbirinden ayrılamaz temel bir çalışan hakkı olarak kabul edilmektedir. Grevsiz toplu sözleşme, çalışanın aleyhine, hükümetlerin lehine bir görünüm getirmektedir.
6- Öncelikli olarak Kamu görevlilerinin Uluslararası sözleşmeler ve yargı yoluyla tescillenmiş temel haklarını ellerinden almak için referandum konusu yapılmasını, bununla birlikte grev hakkının ve memurların siyasete katılma hakkının yok sayılarak toplu sözleşme hakkının anlamsız ve etkisiz bırakılmasını ciddi bir hata olarak görmekteyiz.
7-Özellikle Uzlaştırma kurulunun yapısında yapılacak değişiklikle tarafsızlığını yitirmesi durumunda, memurların özlük haklarının belirlenmesi süreci, Asgari Ücret Tespit Komisyonu benzeri bir düzene terk edilmiş olacaktır.
8-Aynı iş kolunda birden çok sendikaya üye olabilmenin önünün açılmaya çalışılmasının sebebi tam olarak anlaşılmış değil.
9- Sendikaların üyeleri adına dava açma hakkı dahi ellerinden alınarak örgütlü toplum tam anlamı ile yok edilmek istenmektedir. Böylece gerek hukuki mevzuat bilgisi eksikliğinden, gerek ekonomik yetersizlikler bakımından dava açamayan memur, kendisine yapılan her türlü hukuksuzluğa ses çıkaramayacak, böylece KAPI KULU memur tipi oluşturulacak.
10- Kadın hakkı, özürlü hakkı, çocuklar ve korunmaya muhtaç kesimlere sağlanacak haklar gibi tüm insanlığın kabul ettiği evrensel değerlerin referanduma götürülmesini büyük bir ayıp olarak görmekteyiz. Ne yani; referandumda HAYIR çıkarsa, bunlara birtakım ayrıcalıklar verilmeyecek mi
- Referandumdan hayır çıktığı için seni döven kocana bir şey diyemeyiz mi? denecek.
- Referandumdan hayır çıktığı için, kaldırımlarda özürlülerin geçeceği özel yollar yapılmayacak mı? Bugüne kadar kamuda 53 bin açık bulunan özürlü kadrosu neden doldurulmadı
11-Geçmişte yapılanlar, yapılmak istenenlerin göstergesidir:
Bu iktidar döneminde, ANADİLDE EĞİTİM uygulamaya konularak, Türkçeye alternatif dillerin önü açılmıştır.
Andımız ve İstiklal Marşımız, Bakan düzeyinde, yandaş sendika toplantılarında tartışmaya açılmıştır. Hükümete kaldırılması teklif edilmiştir.
8 yıldır kariyer ve liyakat ilkelerine uyulmadan atamalar yapılmıştır,
Atama, tayin, nakil, terfiler ve ödüllendirmelerde iktidar partisine bağlı siyasetçilerin onayına başvurulmuş, kamudaki en basit işlemler dahi siyasi müdahalelere açık hale getirilmiştir.
4B-4C gibi sözleşmeli istihdam artırılarak çalışma barışı yıkılmıştır.
Devlet hizmeti taşeron şirketler eliyle gördürülmeye başlanmıştır.
Asıl kıyamet, şu anda referandumu bekleyen, 657 sayılı DMK ‘nda yapılan değişiklikten sonra kopacaktır. Bu referanduma evet diyen kamu çalışanının ağlamaya hiç hakkı olmayacaktır. Zira Kamu Personel reformu ile 2 milyon memur, sözleşmeli statüye geçirilecektir.
Anneye süt izni hakkı verilmiş ancak uygulama, kurum amirlerinin inisiyatifine bırakılmıştır.
12- 12 Eylül 1982 ihtilalini yapanların yargılanması, gerek 12 Eylül 2010, yani referandumun yapıldığı gün, bu olayın üzerinden 30 yılın dolduğu gün olması, gerekse olayı gerçekleştirenler için 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolması dolayısı ile, evet çıksa dahi yargılanmaların mümkün olmadığı bir olay olacağından, yasa çıktığı gün kadük durumuna düşecektir. Kaldı ki, bu ihtilali yapan MGK üyelerinden sadece bir kişi halen yaşamakta olup, ilerlemiş yaşı itibari ile yakın zamanda ne olacağı meçhuldür. Bu yasa teklifi sadece, ihtilal mağdurlarını kandırarak, arka plandaki niyetler için oy avcılığı yapmanın ötesinde bir anlam ifade etmemektedir.
13- Bu iktidar döneminde, Yandaş Sendika oluşturulmuş, diğer sendikalar ve üyelerine baskılar yapılmış, nimetler, yandaş sendika üyelerine sunulmuştur. Kamu görevlilerimizin ve Türk halkının yıllardır kendilerine yapılan uygulamaları, haksızlıkları, baskı, kıyım ve sürgünleri unutmadan, Anayasa değişiklik paketindeki çekinceleri de göz önünde bulundurarak, milletimizin ve devletimizin geleceği için en doğru ve HAYIR’LI kararı vereceğine olan inancımız tamdır.
14- Gerek Anayasa değişikliğinin hazırlanma sürecinde yaşanılan çarpıklıklar, gerek yukarıda zikredilen eksiklik ve yanlışlar, gerekse siyasal iktidarın memurlara karşı bugüne kadarki taraflı, baskıcı ve kanunları hiçe sayan tutumu nedeniyle Türk Eğitim Sen, üyelerinin sağduyusuna güvenerek, kişisel görüş ve hür iradelerine saygı çerçevesinde Anayasa değişikliğine HAYIR diyecektir.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur” dedi.